2026'da geliştirme ortamım: editör, terminal ve akış
Yıllar içinde sadeleşen bir geliştirme ortamı; hangi araçları neden tuttuğum ve neden çoğu yeniliği denemeden geçtiğim.
Geliştirme ortamı yazıları genellikle bir araç listesidir. Bu yazı öyle değil; benim ortamım kolay kolay değişmez ve asıl anlatmak istediğim şey, neyin niye değiştiği ya da neden değişmediği.
İşletim sistemi: gürültüden uzaklaşmak
Yıllarca masaüstünde Windows, dizüstünde Ubuntu ile geliştirme yaptım. Bu yılın benim için köklü değişikliklerinden biri, taşınabilir cihaz olarak MacBook’a geçmek oldu. Artık hem gündelik hem de iş kullanımında birincil işletim sistemim macOS. Ubuntu, masaüstünde Windows’un yanına geçip ikincil sistemim oldu; Windows ise yalnızca oyun oynadığım bir sisteme indi.
Bu geçişin sebebi tek cümleye sığıyor: işletim sistemi gürültüsünden sıyrılıp daha odaklı bir çalışma ortamı kurmak.
Editör: tuttuğum tek söz, hızlı olması
Kod yazmaya Notepad++ ile başladım; oradan VS Code’a ve JetBrains IDE’lerine uzanan yolda onlarca editör ve IDE denedim. Kariyerimin büyük bölümü VS Code ve JetBrains IDE’leriyle geçti. 2026’da bu tablo değişti: yapay zekâ geliştirme sürecime daha fazla girdikçe, kapsamlı ama hantal IDE’ler gündelik akışımın dışında kaldı.
Artık bir editörden beklediğim en önemli şey hız. Hızlı açılmalı, hızlı aramalı, dosyalar arasında hızlı geçmeli. Geri kalan her şey — temalar, eklentiler — ikincil.
Eklenti konusunda her zaman katı oldum, hâlâ da öyleyim: yalnızca her gün kullandığım ve gerçek bir ihtiyacımı çözen eklentiyi kuruyorum. Her eklenti, küçük de olsa bir yük ve bir kararsızlık kaynağı. Bir editörü “kişiselleştirmek” ile onu yavaşlatmak arasındaki çizgi düşündüğünüzden ince.
Terminal: evim burası
Günümün büyük bölümü terminalde geçiyor. Bir terminal çoğaltıcı (multiplexer) ile birden çok oturumu tek pencerede tutuyorum: bir bölmede çalışan uygulama, bir bölmede testler, bir bölmede git. Bağlam değiştirmeyi pencere aramaya değil, bir kısayola indirgemek günde onlarca küçük kesintiyi ortadan kaldırıyor.
Sık yaptığım işleri kısa takma adlara (alias) ve küçük betiklere bağlıyorum. Bunların hiçbiri etkileyici değil; ama her biri, tekrar eden bir hareketi düşünmeden yapılır hâle getiriyor. Verimlilik genellikle parlak bir araçtan değil, sürtünmenin sessizce azaltılmasından gelir.
Yapay zekâ araçları: yardımcı, sürücü değil
Yapay zekâ araçlarını 2022’nin sonundan beri düzenli olarak kullanıyorum. 2025’e kadar benim için tarayıcıda açılan bir sekmeydiler; çoğunlukla analiz yaptırdığım bir yardımcı. 2026’da ise geliştirme ortamımın doğal bir parçası hâline geldiler.
Ama yerlerini ve görev tanımlarını net çizdim. Mimariyi ve uygulanacak desenleri ben belirliyorum; hangi paketin projeye girip girmeyeceğinden yeni bir modülün ne kadar soyutlanacağına kadar bütün kararları ben veriyorum.
Ortamımda yapay zekânın üç işi var: benim için kod yazmak, kodu benden önce denetleyip ilk okumayı yapmak ve kodun içinde benim için basit analizler yapmak. Karar vermek bu listede yok.
Neden çoğu yeniliği denemeden geçiyorum
Her ay yeni bir editör, yeni bir terminal, yeni bir araç çıkıyor. Eskiden hepsini denerdim. Artık denemiyorum — ve bu bir tembellik değil, bilinçli bir seçim.
Bir aracı değiştirmenin görünmeyen bir maliyeti var: yeniden öğrenme, kas hafızasını yeniden kurma, ince ayarları yeniden yapma. Bu maliyeti ancak eldeki araç gerçekten yetersiz kaldığında ödemeye değer. Aracım işimi görüyorsa, “daha iyisi çıkmış olabilir” diye onu değiştirmek, kazanç değil dağılma getiriyor.
Kurulumu taşınabilir tutmak
Ortamımın sade olması kadar önemli bir şey daha var: taşınabilir olması. Yeni bir makineye geçtiğimde ya da bir disk değiştiğinde, kurulumumu saatlerce yeniden inşa etmek istemiyorum.
Bu yüzden ortamımın yapılandırmasını — editör ayarları, terminal yapılandırması, takma adlar, git ayarları — tek bir depoda tutuyorum. Yeni bir makinede birkaç komutla her şey yerine geliyor. Bu alışkanlık başta gereksiz bir özen gibi görünür; ama makine değiştirmek zorunda kaldığınız ilk günde değerini fazlasıyla geri ödüyor.
Bunun görünmeyen bir faydası daha var: yapılandırmanız bir depodaysa, üzerinde düşünmeye başlıyorsunuz. Hangi ayarın neden orada olduğunu biliyorsunuz; çünkü onu bir dosyaya yazıp kayıt altına aldınız. Ortamınız, üzerine yıllarca rastgele eklenmiş ayarların yığını olmaktan çıkıp bilinçli kurulmuş bir şeye dönüşüyor.
Özet
İyi bir geliştirme ortamı, en yeni araçların toplamı değil; sizi düşünmekten alıkoymayan, sürtünmesi en aza inmiş, kararlı bir kurulumdur. Benimki bu yıl birkaç köklü değişiklik geçirdi; ama hepsinin arkasında aynı ilke duruyor: sürtünmeyi azaltmak.
Yorumlar
Yorum yapmak için GitHub hesabınızla giriş yapmanız yeterli. Yorumlar GitHub Discussions üzerinde saklanır.